Evrende her şey hareket halindedir. En küçük atomdan en büyük gökadasına kadar hareket etmeyen hiçbir nesne yoktur. Fakat hareket denilen olgu sürekli değil, kesikli bir titreşim içermektedir. Mikro boyutta oluşan hareketlere ”kuantum sıçramaları” denmektedir. Bu sıçramalı titreşimlere “frekans” deniyor. Frekans, saniyedeki titreşim sayısı olarak tanımlanır. Evrende her var olanın kendine has bir titreşim frekansı vardır. Yaşam ve ölüm döngüsü de belli bir süre içinde dönüşerek oluşan bir titreşim hareketidir.

Evrende hem mikro boyutta hem de makro boyutta oluşan titreşim hareketleri gözleniyor. Bu titreşim hareketleri “kendi üzerine dönüşüm” esasına dayalı “iteratif” oluşumlardır. Mikro boyuttaki kuantum titreşimleri planck zamanında oluşmaktadırlar. Bu titreşimlere “kuantum flüktüasyonları” denmektedir. İlk bakışta çok karmaşık gibi görünen pek çok doğa olayının kökeninde iteratif bir titreşim hareketinin bulunduğunu matematikçi Benoit B. Mandelbrot kanıtlamıştır. Kendi üzerine dönüşerek gelişen yapılar kesirli boyut içerdiklerinden, onlara “fraktal” adı verilmiştir.

Evrendeki kaos içeren karmaşık yapıların kendi üzerilerine dönüşerek, adeta nefes alıp vermeye benzer bir hareketle varlıklarını sürdürdüklerini anlıyoruz. Tüm canlılar nefes alıp vererek yaşarlar. Bitkiler dahi oksijen-karbondioksit alışverişi içinde yaşamlarını sürdürürler. Şu halde makro boyutta nefes alıp vermeye benzer bir titreşim hareketi içinde olan gök cisimlerinin olması gerekir. Bu tür yıldızlara veya yıldızımsı yapılara “sefeid” deniyor.

Sefeidlerin çapı ve hacmi değişkendir. Genellikle otuz gün civarında genişleyip daraldıkları gözlenmiştir. Genişleyip daraldıkları hem fiziksel boyutlarının, hem de aydınlıklarının periyodik olarak değişmesinden anlaşılmıştır. Sefeidler güneşimizden dört ile yirmi kat arası daha büyük ve yüz bin kere daha parlaktır. Sefeidlerin genişleyip daralma durumları ile parlaklıklarının azalıp artması arasındaki ilişki şöyle açıklanıyor: Sefeidlerlerin çevresinde dolanan bol miktarda plazma ve iyonlaşmış helyum gazı var. Helyum atomunun iyonlaşmış olması demek atomun bir veya iki elektronunu kaybetmiş olması demektir.

Plazma aşırı ısındığında helyum çekirdeği etrafında dolanan iki elektrondan biri veya her ikisi kopup ayrılır. Elektronsuz helyum çekirdekleri daha az bir hacim içine sıkışırlar. Hacim azalınca da yıldız daha küçük görülür. Plazmanın yoğunluğu arttıkça yıldızdan yayılan fotonların sayısı azalır. Böylece sefeid yıldız daha az aydınlık görülür. Çapı daralmış olan sefeid etrafındaki plazmanın içinde artan çarpışmalardan dolayı sıcaklık da artar. Sıcaklığı artan bir gazın daha geniş bir hacme yayılacağını hepimiz biliyoruz. Aşırı ısınmış olan plazma gazı da genişlemeye başlayınca helyum atomları arasındaki mesafe da artmaya başlar.

Böylece plazmanın yoğunluğu azalır ve yıldızdan yayılan fotonlar, atomların ve iyonize olmuş çekirdeklerin aralarındaki boşluklardan yararlanarak daha fazla sayıda evrene dağılmaya başlarlar. Gazın ve plazmanın genişlemesi yıldızın daha parlak görülmesini sağlar. Yıldızın çekim gücü bir hayli fazla olduğundan yıldızı saran plazma ile iyonize gaz ve toz bulutu yeniden yıldıza doğru çekilir ve plazmanın yoğunluğu artar. Sefeid yıldızlarının davranışı, evrende her boyutta nefes alıp vermeye benzer bir titreşim hareketinin varlığını gösteren güzel bir örnektir.