Çatallaşma olgusu, söz konusu sistemde nitelik değişimine neden olur. Evrim olayı da bir nitelik değişimidir. Tek hücreli canlıların ikiye bölünmesi sonucunda, zamanla gittikçe daha karmaşık ve yapısal olarak farklı canlılar oluşmuştur. Evrimin bir çatallaşma olayı olduğunu söyledim. Çatallaşma kavramını dinamik sistemlerin matematiği ile ilgilenmiş olan Fransız matematikçi Henri Poincare 1885 yılında tanımlamıştır. Ondan doksan yıl yıl sonra, 1975 yılında Benoit Mandelbrot fraktal matematiğini geliştirmiştir. Fraktal yapıları oluşturan matematiğin kökeninde doğrusal olmayan bir denklemin kendi üzerine iteratif tekrarı bulunur. İteratif tekrardan çatallaşma belirir.

Teklikten çokluğun orta çıktığını M.Ö. 535 ile 475 yılları arasında yaşamış olan Efesli Heraklitos ilk olarak savunmuştur. Heraklitos, “Bir varlıktan bütün varlıklar oluşmuştur ve tüm varlıkların kökeninde tek varlık bulunur” demiştir. Aynı görüşü Muhiddin İbn-ül Arabi, “Füsus-ül Hikem” adlı eserinde de yazmıştır. Arabi’nin savunduğu Vahdet-i Vücud felsefesine göre, yaratanla yaratılan arasında fark olmayıp, tüm var olanlar tek bir soyut kaynağın taşmasından oluşmuşlardır. Arabi’ye göre, çokluk demek olan kesret, teklik demek olan vahdetten türemiş ve bu türeyiş ‘taşma’ demek olan ‘südur’ olayıyla gerçekleşmiştir.

Matematikte tek bir denklemin iterasyon yardımıyla çatallaştığını anlatmıştım. Felsefi ve dini düşünceye göre, soyut olan tek bir var olandan tüm somut varlıklar türemiştir. Filozoflar soyuttan söz ederlerken, fizikçiler somuttan söz ederler. Aynı grafik, somut olan evrenin belirişini da açıklayabilir. Fizik biliminde son zamanlarda kabul görüş olan “Büyük Patlama” modeline göre, evren çok küçük ve çok yoğun tek bir enerji topunun hızla genişlemesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu modele göre 13,7 milyar yıl önce büyük bir patlama ile başlamış olan evren, enflasyon denen olayla çok kısa bir sürede bugünkü boyutlarına ulaşmıştır.

Bu çok küçük ve çok yoğun enerji topu genişleyince önce enerji dalgaları ve ardından yerel parçacıklar oluşmuştur. Yerel enerji yoğunlukları olan temel parçacıklardan da atomlar meydana gelmiştir. Benim görüşüme göre, ilk anda oluşan enerji dalgalarından eşit miktarda madde ve anti-madde parçacıkları türemiştir. Bizim içinde bulunduğumuz görülen evren maddesel parçacıklar evrenidir. Madde evreninde tüm olaylar ve etkileşimler ışık hızından daha yavaş hızlarda gerçekleşir. Anti-madde evreninde ise, tüm olaylar ve etkileşimler ışık hızından daha hızlı gerçekleşir.

Ne duyularımız ne de ölçüm aletlerimiz ışıktan hızlı hareket eden parçacıkları algılayamaz. Bu bakımdan, anti-madde evrende ışıktan hızlı hareket eden parçacıkları fizikçiler hayal ürünü ve gerçek dışı kabul ederler. Buna rağmen takyon adı verilen bu parçacıkların matematiği yapılmış ve onlarla ilgili birçok makale yayınlanmıştır. Felsefeciler ve din bilginleri ise görünen evrenin dışında görünmeyen bir metafizik evrenin varlığını kabul ederler. Benim anlayışıma göre, metafizik âlem olarak tanımlanmış olan bir paralel evren vardır. Paralel evren modelini günümüzün fizikçileri arasında savunanlar da vardır.