“Duyuların birleşimi” anlamına gelen sinestezi kavramı, duyuların birbirine karışmasından dolayı ortaya çıkan bilişsel durumu ifade eder. Sinestezi sahibi insanlar renkleri koku, sesleri renk olarak algılayabilirler. Sinestezi, duyuların herhangi birini içeriyor olabilir. Örneğin; sinestezi sahibi olan bir insan “soyut” kelimesini kar beyazı olarak algılayabilir veya “12” rakamını kan kırmızısı olarak görebilir. Aslında yaşanılan durum bir nevi duyuların kombinasyonudur diyebiliriz. Bu durum her ne kadar literatürün tabiri ile bilişsel ya da beyinsel bir “hastalık” muamması olsa da, bana göre sinestezi, algıyı ve bilişsel durumu farklı bir forma soktuğu için, kişisel bazı yeteneklerin ortaya çıkmasında büyük rol oynar.

Bazı sinestet ressamların, dinlediği müziklerin tablolarını yaptığını biliyoruz. Örneğin, Timothy Layden… Benim de burada özellikle üzerinde durmak istediğim konu, İngilizcesi “chromesthesia” olan ve seslerin renk olarak algılandığı sinestezi türü. Chromesthesia, yani bir diğer tabiri ile müzikal sinestezi, dinlediğimiz herhangi bir sesin, bize görsel bir deneyim uyandırması sonucu ortaya çıkar. En sık karşılaşılan sitestezi türüdür ve sitestezi sahibi insanların %40’ı bu türe girer. Her bir notanın denk düştüğü bir renk skalası vardır. Dinlenilen müzik, renk skalasına denk düşen notalar ile birleştiğinde, görsel bir algı yaratır ve sesleri görünür kılar. Bu türden bir ses algısı, seslerin renk olarak algılanması ile kişiyi farklı bir ruh ya da bilinç haline götürebilir.

Bazılarınızın “bu durumun halüsinasyondan ne farkı var?” dediğini duyabiliyorum. Fakat iki kavramın birbirinden son derece farklı olduğunu belirtmek isterim. Zira, halüsinasyon kavramı, duyu organlarını tetikleyici herhangi bir unsur olmadan, yaşanılan durumun var olduğuna inanma halini ifade eder. Oysa sinestezi kavramında duyu organlarını uyaran bazı etmenler vardır. Ayrıca Sinestezi sahibi kişiler yaşanılan durumun, gerçekliğin bir parçası olmadığının farkındadırlar.

Chromesthesia; sesleri, düşünce ve görüntüler ile birleştiren spesifik bir deneyime işaret ettiği için, sinestezi türleri arasında en özeli sayılabilir. Ve özellikle iki türden yeteneğin ortaya çıkmasında oldukça etkilidir. Elbette burada böylesine komplike bilişsel bir durumun, sanat mevhumuna olan öznelliğinden bahsediyorum. Sinestezi sahibi pek çok sanatçı ve ressam olduğu gibi elbette pek çok müzisyen de var. Birkaç ismi sayacak olursam bunlardan bazıları: John Lennon, David Bowie, Tori Amos, Duke Ellington… Burada özellikle chromesthesia türüne yer verdiğim için müzisyenleri saymak istedim. Zira normalde tonlarca sinestet sanatçı mevcut. Açıkçası sesleri görebildiğimi farkettiğimden beri, konu ile ilgili okudukça okudum. Ve yukarıda da belirttiğim gibi, bu durum bana göre asla literatürün dayattığı gibi bir hastalık muamması değil.