Turizm sektörünün ayağa kalkması zor görünüyor. Ev hapsi uygulaması yumuşatılsa bile seyahat kısıtlamaları uzunca süre devam edecektir. Bulaşma korkusu insanların seyahat alışkanlıklarını etkileyecektir. Ekonomik daralma nedeniyle turizm gibi keyfi harcamalar kısılacaktır.

Bazı oteller ve havayolu şirketleri fiyat kırarak ayakta kalmaya çalışabilir. Çok sayıda firmanın bununla rekabet edemeyerek iflas etmesi kaçınılmaz görünüyor. Küçük aile işletmeleri daha küçülerek fırtınayı belki geçiştirebilir. Krediyle iş döndüren orta boy firmaların hiç şansı yok. Restoran, kafe ve eğlence yerlerinden çok azı ayakta kalacaktır. Bulaşma korkusu ve ekonomik daralma, talebi radikal şekilde baskılayacaktır. Buna karşılık girdi maliyetlerinde artış kaçınılmaz görünüyor. İstanbul ve New York gibi şehirlerde var olan işletmelerin yarısı kalsa mucize sayılır.

Karantinanın ekonomik sonuçları ay sonunda, daha net olarak Mayıs ayı sonunda kendini gösterir. Modern dünyada ailelerin başlıca üç büyük harcama kalemi var. Bunlardan ilki kira, ikincisi ise mortgage. Ve diğer kredi ödemeleri, elektrik, gaz ve diğer utility ödemeleri. İki, üç aylık gelir kaybı sonucunda bu ödemeleri kimlerin ne ölçüde sürdürebileceği belli değildir. Halka bedava para dağıtma sözü veren ülkelerde dahi, henüz kira, mortgage, kredi kartı ve utility affına dair ciddi bir öneri duyulmadı.

Kredi geri ödemelerinde yaygın aksama bankaları çökertir. Kira ödemelerinde yaygın aksama gayrimenkul değerlerini düşürür, bu da mortgage krizine yol açar. Elektrik ve gaz şirketlerinin nakit sıkıntısına girmesi keza finans kurumlarını boğar. Finans sisteminin bu krizden sağ salim çıkması imkansız görünüyor. Devletler sonsuz kredi yaratarak krizi aşabilir mi? Amerika Birleşik  Devletleri ve Avrupa ülkeleri kamu borcunu GNP’nin %120’sine çıkardı veya çıkarmak üzere, yani 2. Dünya Savaşı sonundaki rekor seviyeyi aştılar. Bu gidiş sürdürülebilir mi?

Cevabı kimse bilmiyor sanırım. 1945’te atlatıldıysa şimdi niye olmasın? Çünkü durum farklı: 1945’te geleceğe güven vardı şimdi yok, muazzam bir savaş kazanıp dünyaya egemen olmuş bir ülke vardı şimdi yok. Farz et bir süre başardılar. Uzun vadede borcu idare etmek için vergileri artırıp kamu hizmetlerini kısmaktan başka çıkış yolu yok. Kırk yıldan beri o çareyi sonuna dek zorladılar, ahali isyanın eşiğine geldi. Daha ne kadar zorlayabilirler?

Dünyanın her yerinde gıda sektörü uluslararası ticarete bağımlı. Ülkelerarası ticaret hemen hemen sıfırlandı; yeniden eski seviyelerine dönmesi de şimdilik zor görünüyor. Kaç ülkede kıtlık olur? Kıtlığın siyasi sonuçları ne olur? Petrol krizi Rusya’ye diz çöktürür mü? Çöktürmesi kuvvetle muhtemeldir. Ancak milyon defa tekrarlansa da egemenlerin öğrenmekten aciz göründükleri ders bir daha tekrarlanırsa şaşırmamak gerek: Köşeye sıkıştırılan kedi teslim olmaz, saldırır. Rusya belki şimdilik saldıramaz, ama Çin’e yanaşması kaçınılmaz görünüyor.