Kimileri kendisi için ‘Solange’ kimileri ise ‘Türkiye’nin Erykah Badu’su olmaya aday diyor. Geçtiğimiz ay ilk teklisi ‘10:50’yi çıkaran ve kariyerinde emin adımlarla yürüyeceğini daha şimdiden müjdeleyen Seda Erciyes, Türkçe sözlü R&B’nin nasıl icra edilebileceğini de bize gösteriyor. Seda Erciyes ile tarzını, müzik yaşantısını ve gelecek planları hakkında konuştuk. Müzik yaşamının henüz çok başında olmasına rağmen ilk teklisi ile büyük övgüler alan Erciyes’in hedefleri arasında “Türkiye’nin X’i olmak yerine hedefim Türkiye’de ve dünyada müziğe ufak da olsa benzeri olmayan bir şey katmak” var. Bunun için çok çalışması ve emek vermesi gerektiğinin de farkında olan bir şarkıcı. Kısacası Erciyes, Türkiye müziğinde yeni bir ses, yeni bir soluk ve yepyeni bir yetenek!

Röportör: Nergis Fırtına

Bu müziği yapmaya nasıl ve ne zaman başladın?
Şarkı söylemeye önceleri lisede amatör şekilde sevdiğim şarkıları yorumlayarak başladım. Üniversiteye geçtiğimde bir yandan mühendislik okurken bir yandan da müzikle ilgilenmeye devam ettim. Farklı gruplarla çalıştım, caz atölyelerine katıldım, caz vokal ve armoni dersleri aldım, yarışmalara katıldım. İstanbul’un caz sahnelerinde ve özel etkinliklerle sahne aldım. Son birkaç senedir de şarkı sözü yazmakta ve şarkılarımı biriktirmekteyim.

İlk teklin ’10:50’ye gelen yorumlar şahane. Şarkının ortaya çıkış hikayesinden bahseder misin?
Şarkımı yıllar önce söz yazdığım defterime bir fikir olarak iliştirmiştim. Tam da sözlerin anlattığı gibi kötü bir günün ardından, tüm bu duyguların en yoğun olduğu zamanda karaladım. İlişkilerimin beni yıprattığını, değersiz hissettirdiğini, yorduğunu, diğer tarafın beni duygusal olarak sömürdüğünü ve zamanımdan aldığını görmeye başlamıştım. Bunun da en bariz örneklerinden biri, gece belli bir saatten sonra gelen çağrılardı. Bu çağrılar ilgi açlığıyla, bencillikle, istediğini o an elde etme hırsıyla geliyor ve bunlar kendini duygusal olarak dengeleyemeyen kişilerde ortaya çıkıyor. İlişkilerde su yüzüne çıkan duyguların temeline gidersen de daha buyuk nedenleri fark ediyorsun. Toplumsal rolleri ve bu rollerle gelen baskıları fark ediyorsun. Hikayenin benim için ayrı bir farkındalığı var ve bu farkındalığı şarkıya biraz daha zaman tanıyan çoğu kişi benimle paylaşıyor.

Seni ilk kez dinlediğimde bana çok sevdiğim Erykah Badu’yu hatırlattın. Hatta bazıları da senin için yeni Solange demiş. Bu benzetmeler senin hoşuna gidiyor mu?
Beni her açıdan geliştiren, müziklerine hayran olduğum müzisyenleri anımsatıyor, aynı cümlede anılıyor olmak gurur verici. Caz standartlarını öğrendiğiniz real book ne ise neo soul ve hip-hop vokalde Erykah Badu çalışmak öyledir. Hatta Robert Glasper’a göre Erykah Badu çağımızın aynı zamanda en önemli caz vokallerinden biridir. Solange ise uzun süredir takip ettiğim ve müziğini görsel dünyasıyla şairane bir güzellikle birleştirebilen, vizyonuyla ışık saçan bir sanatçı. Yolun başında devamlı çalıştığımız müzisyenlere benzetilmek, onlardan referanslar görmek doğal olsa da amaç her zaman aslında bu müzisyenlerin temsil ettiği şeye ulaşmak, o da müziğe benzersiz, kendine has bir tad katmak. Müziği geliştirmek ve ileri götürmek. “Türkiye’nin X’i” olmak yerine hedefim Türkiye’de ve dünyada müziğe ufak da olsa benzeri olmayan bir şey katmak. Ancak bunun için çok çalışmam ve emek vermem gerektiğinin de farkındayım.

Müzik dünyamıza etkili bir şekilde girdin ve olumlu yorumlar aldın. Peki sen müziğini nasıl tanımlıyorsun? Seda Erciyes müziğe nasıl bir etki bırakmayı planlıyor?
Aldığım tepkilerden, beğenilerden ve yapıcı eleştirilerden dolayı çok sevinçliyim. Yapmak istediğim tarzın karşı tarafa geçmesi beni inanılmaz motive etti. “10:50”ye olan bu dönüşlerin en büyük nedeni Türkçe müziğe sunduğu tad diyebilirim. Türk dinleyicisi olarak yeni bir soluk bulduğumuzda ve bu samimi ancak ince işçilikle yapıldığında onu kolayca benimsiyoruz. Tabii, bunu produktorlerim Kerem Akdağ ve Harun İyicil olmadan yapamazdım. Bestelerimin bana geçtiği şekliyle ortaya çıkması için şarkımı deneyimli müzisyenlere emanet etmem gerekiyordu. Türünün güzel bir örneği oldu “10:50”. Şimdi de üreteceklerimizle Türkçe müzikte kendime bir alan açmak, öğrendiğim, olgunlaştırdığım, benimsediğim ve hazmettiğim renklerle, kendi tonumu yansıtmak istiyorum.

Seni ve müziğini besleyen sanatçılar kimlerdir? Günün birinde çalışmak istediğin sanatçılar var mı?
Birçok farklı tarzda bana yeni dünyalar açan sanatçılar var, vokal tekniği ve şarkı yazımı hakkında çok şey öğrendiğim, müzisyen herkesin de bildiği sanatçılar var. Yazdığı akor yürüyüşleri ve vokalleriyle S tevie Wonder, etut ettiğim sololarıyla Miles Davis ve John Coltrane, vokali götürebildiği uç noktalarla Lalah Hathaway, beat yapmaya yüreklendiren J Dilla, Dilla’dan aldığı ilhamla caz ile hip-hop’ı harmanlayan Robert Glasper, hikaye anlatımı ile Erykah Badu, eski okul hip-hop devlerinden A Tribe Called Quest ve Slum Village, R&B vokaliyle ders veren Jazmine Sullivan durmadan dinlediğim müzisyenlerden birkaçıydı kendimi geliştirirken. Bu sıralar en çok Kelela ve H.E.R dinliyorum. Ülkemizde bu sıralar yakınen takip ettiğim ve çalışmak istediğim müzisyenlerden üçü Ezhel, Bugy ve Dj Artz. Hayali ve uzak bir ihtimal de olsa dünyada çalışmak istediğim müzisyen/produktor ise Georgia Anne Muldrow.

Üzerinde çalıştığın bir albüm projesi var mı yoksa şu an konserler mi yoğunlukta?
Şu an büyük bir motivasyonla ikinci single’ıma çalışıyorum. Ufukta bir album planı var ama bunun için biraz zaman gerekiyor. İsteğim bir an önce dinleyiciyle buluşabilmek.

Türkiye’de caz/soul/R&B iyi icra ediliyor mu? Çok değerli sanatçılarımız var ama dinleyicilerimiz hakkında ne düşünüyorsun?
Türkiye’de çok başarılı bulduğum ve el attığı her türü başarılı şekilde icra edebileceklerine inandığım müzisyenler var. Saydığınız türlerde de Türkçe veya İngilizce dilde üretilmiş başarılı örneklerine rastlamak mümkün. R&B için konuşacak olursam, “10:50” çıktığından beri en çok gelen yorumlardan biri insanların devamlı dinlediği tarzın Türkçe’ye nasıl yakıştığı oldu. Gelen yorumlardan arz ve talebin ne kadar önemli olduğunu ve dinleyicilerin yeni bir soluğa nasıl kucak açabileceğini anladım. Bir talebin oluşması için bazen arz etmekten kaçınmamak gerekiyor.

Şarkılarını yazarken nelerden bahsedersin? Seda Erciyes nelerin üstünde durur?
Şarkılarım genellikle yaşadığım olaylardan veya içinde bulunduğum durumlardan bahsedecek. Bunları da mümkün olduğunca genç bir kadının gözünden anlatacağım ama bu tek taraflılık anlamına gelmiyor. İlişkilerin hiç bahsedilmeyen veya bahsedilmekten çekinilen taraflarını, mental ve duygusal dengeyi, güçsüzlükleri, güçsüzlüklere karşı kendini nasıl iyileştirebileceğini, sosyal sınıfları, cinsiyet rollerini kısaca jenerasyonumuzda herkesin yaşadığı şeyleri anlatmak istiyorum.