“Koronavirüs günlükleri” adlı röportaj dizimizin ikinci konuğu müzisyen Yeis Sensura oldu. Bildiğiniz üzere, 2020 yılına birçoğumuz büyük umutlarla başlasa da birçok şey pek düşündüğümüz ve dilediğimiz gibi olmadı. Bu yıl için tasarladığımız planlar veya işler istediğimiz gibi gitmedi. Yaklaşık yüz yıl kadar önceki İspanyol Gribinin ardından, tarihin en büyük salgınlarından biriyle karşı karşıya kaldık. Çeşit çeşit temizlik malzemesi, dezenfektan, gıda ürünü ve pek çok şey stoklandı, tedbir amacıyla birçoğumuz evlerimize kapandı. Neler olduğu kadar neler olacağını da kestiremediğimiz için, hiçbirimiz daha önce böyle bir şey deneyimleyemedi. Ne yapmamız gerektiğini bilmediğimiz gibi, günlük rutinlerimiz, işlerimiz, kısacası tüm yaşantımız durma noktasına gelerek, bu durumdan bir hayli etkilendi. Farklı bir pencereden bakmak adına sizleri koronavirüs sebebiyle en çok etkilenenler arasında yer alan ve dezavantajlı gruplardan olan sanata daha yakından bakalım istedik. Bu dönemde sanat alanında üreten ve çalışan isimlere, karantina sürecini nasıl geçirdiklerini sorduk. Sensura’yı dinliyoruz.

Röportör: Nergis Fırtına

Koronavirüs sebebiyle gündelik yaşamı baştan sona etkiledi. Bir diğer açıdan hayatın büyükçe bir kısmını kapsayan alanlardan biri olan sanatın akıbeti ise belirsizliğini koruyor. Yaşanan bu pandemi sonrası sanat, müzik, edebiyat, tiyatro bu durumdan nasıl sağ çıkacak? Siz ne düşünüyorsunuz

Sanat, insanın içinde. Ben bir çok sanatçıların pandemi sürecinde normalden fazla üretken olduğunu gördüm, duydum. Elbette herkes gibi sanatçılar da maddi olarak etkilendiler. Ancak, bu süreçte sanatın üretim anlamında pozitif etkilendiği kanaatindeyim. Hiç yoktan bende durumlar bu şekilde.

Bir sanatçı olarak, böylesi bir küresel kriz anında geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?

Bizlerin geçim kaynakları sadece konserler değil. Bizler online dinlenmeler ya da izlenmeler üzerinden de gelir sağlıyoruz. Her ne kadar dinlenme başına aldığımız rakamlar diğer ülkelerle kıyaslandığında komik olsa da bir şekilde geçimimizi sağlamaya çalışıyoruz.

Pandeminin yarattığı ekonomik sıkıntıların yanında, bu süreçte sizi en çok ne zorladı?

İstediğin zaman bakkala bile gidememek fikri bile yeterince kötü değil mi? Herkes sosyalliğinden oldu. Bütün günlük rutinlerimiz değişti. Sevdiğim insanları -herkes gibi- uzun süredir ben de göremiyorum. En zoru bu sanırım.

Bu durumun hepimiz için dezavantajlar yarattığı çok açık. Ancak, krizi fırsata çevirenlerimiz de oldu. Evde olduğumuz bu süre zarfında üretim formunuz ne şekilde ve ne gibi bir biçimde gelişti?

Ben olumlu etkilendim sanırım. Yeni şarkılar yazdım. Sadece şarkılar da değil, bizler kendi kliplerini kendimiz çekiyoruz. Post prodüksiyon, montaj, renk ya da miks, aranje gibi alanlarda kendini epey geliştirdim bu süreçte.

Üretimlerinizi hayata geçirmek veya ayakta tutabilmek için girişimleriniz neler oldu?

Şanslıyız ki ev stüdyolarımızda kayıt alıyoruz. Her zaman olduğu gibi yeni şarkılar kaydettim bu süreçte.

Sosyal medya ve dijital platformlar çok verimli kullanılmaya başlandı. Çok değerli hocalar, online olarak dersler verdi; bazı sanatçılar canlı yayın konserleri düzenledi; bazı sanatçılar atölyelerinden canlı yayınlar yaptı. Sizin böyle bir girişiminiz oldu mu? Eğer oldu ise efektif olarak sizlere ne gibi bir katkı sağlamış olacak?

Ben ara ara gelen canlı yayın taleplerine karşılık verdim. Kendi alanında iyi bir noktaya gelmiş kişilerin yayınlarına katıldım. Didaktik bir şeyler aktarmaktan çok karşıdaki kişinin ya da bizlerin günlük olarak neler yaptığıyla alakalı sohbetler ettik genelde. İnsanların can sıkıntısını az olsun alabildiysek ne mutlu bize.

İçinde bulunduğumuz süreçten sonra sanat alanında sizce ne değişecek? Oyunlar, konserler veya dinletiler artık dijital platformlarda farklı bir seçenek olarak yapılabileceğini düşünüyor musunuz?

Şu an hiç ön göremiyorum. Ama her şeyin biraz daha dijitalleşeceği aşikar gibi.

Bir daha böyle bir durumla karşılaşmak istemeyiz elbette. Fakat böyle durumlar için siz sanatçılar için artık bir “B Planı” olmalı mı?

Kesinlikle evet. Sadece bizler için değil. Tüm meslek dalları için bir “B Planı” olmalı. Daha aktif ve nitelikli meslek birlikleri, odalar bu konularda daha aktif hale gelmeliler diye düşünüyorum naçizane.