Tarzının kompleksliği ile bilinen ve yeni jenerasyonun en yaratıcı keman sanatçılarından biri olarak kabul edilen Iskandar Widjaja ile konuştuk. Müzisyen bir aileden gelen ve daha çok küçük yaşlarda keman çalmaya başlayan Widjaja, farklı müzik tarzlarını klasik müzik ile harmanlıyor. Son teklisi ‘Hip-Hop Symphony’yi 2 Ekim’de piyasaya süren Iskandar Widjaja ile konuştuk.

Röportaj: Nergis Fırtına

Yeni jenerasyonun en ilgi çekici keman sanatçılarından biri olarak görülüyorsunuz. Bu sadece ‘klasik crossover’ müzisyeni olduğunuzu için değildir muhtemelen. Sizi ilginç kılan nedir?
Her zaman yenilikçi ve kalıpların dışında düşünmeye; kalıplarımın dışına çıkmaya çalışırım. Yeni şeyler öğrenmeye ve yeni deneyimler kazanmaya çok açık ve çok meraklıyımdır. Müzik türleri arasında seçim yapmıyorum. Benim için önemli olan sadece harika müzik yapmak. ‘Mottom’ sadece bu. Değişik türde müzikleri harmanlayıp, birleştirmeyi seviyorum. Örnek vermem gerekirse, dans ve şarkı söylemeyi, keman çalmaklar birleştirmek gibi. Beni ilginç kılan bu sanırım.

Klasik müzik eğitimi alarak büyüdünüz. Klasik müzikle diğer müzik türlerini birleştirmek hep düşündüğünüz bir şey miydi?
Evet, klasik müzik ile büyüyüp, klasik eğitim aldım. Bence bir kemancı olarak teknik açıdan gelişmek istiyorsanız, klasik müzik eğitimi ile başlamalısınız. Çünkü iyi keman çalabilmenin daha iyi başka bir yolu yoktur. Bach çalmalısınız mesela. Ben de böyle başladım. Daha sonra ise, farklı müzik türlerini birbirleriyle harmanlamak istedim, çünkü birbirinden çok farklı müzik türleri dinliyorum ve dinlemeyi seviyorum. Hepimiz öyle yapmıyor muyuz? Çok az insan sadece klasik müzik dinler. Farklı türde müzikler dinlediğimde “Neden bunları da çalmayayım ki?” dedim ve çok keyif alarak icra ettim. Kısacası benim için kolay ve iyi bir karardı.

Son tekliniz ‘Hip Hop Symphony’i düşünürsek, Hip-Hop ile klasik müziği harmanlamak zor oldu mu? Kayıt sürecinden bahsedebilir misiniz?
Son teklim ‘Hip hop Symphony’yi klasik müzikle harmanlamak zor muydu? Aslında hayır. Zor değil, hatta kusursuz bir uyumdu ve çok doğal bir çalışma süreciydi. ‘Hip-Hop Sympony’, neo-barok bir virtüöz gösteri parçası olan Christian Sindings’in ‘Eski Tarzda Süit’ eserine dayanıyor. Neredeyse bir tekno müzik. Durmayan ritmi ve tekrar döngüleriyle çok enerjik, hızlı bir parça ve bu parçayı güncelleyip modernleştirdik. Parça tamamen aynı kaldı. Sadece yumuşak dokunuşlarla yeniledik. Kusursuz bir uyum oldu. Müzik bazen böyle yenilemelere ihtiyaç duyar. Ruhumuz değişiyor. Bu yüzden yaptığım bu modernleştirme ve güncellemeleri zararlı görmüyorum.

Peki, kayıt aşaması?
Kayıt aşaması doğal ama zorlu bir süreçti. Çünkü parçanın ritminden ötürü, metronomun tıklama ritmiyle çalmalısın. Fakat bu benim hoşuma gitmiyor. Bir makine gibi mekanik bir biçimde çalmayı sevmiyorum. Bu nedenle kayıt yaparken, tıklama olayını hiç kullanmadım. Sadece her zaman çaldığım gibi çaldım. Daha sonra kaydın üzerine Hip-Hop ritimleri ekledik. Böylece metronom vuruşları kullanmadan daha doğal vuruşlar yarattık. Bir makine gibi değil, dağa doğal, daha insani.

Zubin Mehta, Christoph Eschenbach, Cameron Carpenter, Itamar Golan, Rolando Villazon ve Fazıl Say’ın da içinde bulunduğu büyük isimlerle çalıştınız. Fazıl Say ile çalışmak nasıldı?
Gerçekten harika müzisyenlerle çalışma şansı yakaladım, fakat hiçbir zaman bu büyük isimlerle çalışmak beni korkutmadı. Birlikteliğimizden yeni şeyler öğrendim ve farklı deneyimler kazanmaktan hoşlandım ve sadece beraber müzik yapmanın güzelliğini yaşadık. Yani benim için isimler değil müzik önemli. Fazıl Say ile çalışmak büyük bir zevkti. Fazıl ile aramızda harika bir uyum vardı. En son Zürih de beraber konser verdik. Kendisi çok yoğundu. Konser günü Zürih’e geldi ve sadece bir buçuk saat prova yapabildik. Fakat onunla beraber sahnede çalarken inanılmaz bir uyumumuz oluştu. Sanki aynı anda nefes alır verir gibiydi. Harika bir deneyim ve mutluluktu benim için.  Fazıl sahnede çok spontane. Ben de öyle. Böylelikle sahnede ne olacağını tahmin edemiyorsunuz.

Türkiye’deki müzik endüstrisini nasıl görüyorsunuz?
Türkiye’de henüz konser vermedim. Fakat bu çok yakın bir zamanda değişecek. Yurt dışında sahne alan Türk müzisyenleri biliyorum. Gerçekten çok iyiler. Birçok Türk arkadaşım var ve eğitim sürecimde daha çok Türk arkadaş edindim. Müzikaliteleri harika. Özellikle, yaratıcı ruha sahip harika piyanistleriniz var.

Pandemi müzik endüstrisini epey etkiledi. Siz bu süreçten nasıl etkilendiniz?
Pandemi hepimizi etkiledi, fakat herkes bu durumda ‘ayı gemideyiz’ düşüncesini benimsiyor. Hayır, ben buna katılmıyorum. Aynı gemide değiliz, çünkü bu durumdan en çok etkilenen kesimden biri müzisyenler. Özellikle, daimi olarak bir orkestrada çalışmayan sanatçılar bu durumdan en çok etkilenenler. Bir solist sanatçı olarak da bu süreç benim için felaketti. Tüm konserlerim iptal oldu. Fakat her zaman yaptığım gibi olayın iyi tarafından bakmaya çalışıyorum. Tabii ki zor bir süreçten geçiyoruz ancak, zamanı yaratıcı olarak kullanmak çevrimiçi konserlerle dinleyicilerime ulaşmak için doğru zamandı. Bu dönemde hep yeni müzik videoları çekmek için stüdyodaydım. Yeni bestelerimin kayıtlarını yapıp, takipçilerime ve dinleyicilerime sosyal medya üzerinden, özellikle Youtube aracılığı ile ulaştım. Müzik yapmak ve canlı performanslar için yaşıyorum. Bu hayatımın en büyük parçası diyebilirim. Yine de mutlu ve umutluyum.  Yavaş yavaş da olsa canlı performanslara, seyircili konserler geri dönmeye başlıyoruz.

Iskandar Widjaja dinleyicilerini gelecekte neler bekliyor? Farklı müzik tarzlarını ve klasik müziği aynı anda dinleyebilecek miyiz?
Dinleyicilerimi çok şey bekliyor. Çok fazla yeni içerik, yeni besteler, yeni müzikler biriktirdim. Her ay yeni bir tekli çıkarmayı planlıyorum. Şu anda ‘Hip-Hop Symphony’ çıktı. Önümüzdeki aylarda birbirinden güzel yepyeni tekliler ve videolar gelecek. Yeni deneyimlerinden gerçekten çok keyif alıyorum. Sanatsal kişiliğimin farklı yönlerini keşfetmeye çalışıyorum. Yakında çıkacak teklilerimde, şarkılarımda vokal olarak kemal çalmamı birleştirdiğim çalışmalar. Yakında yepyeni harika şeylerle geliyorum.