Koronavirüs günlükleri” adlı röportaj dizimizin dördüncü konuğu dansçı Ezgi Zaman oldu. Bildiğiniz üzere, 2020 yılına birçoğumuz büyük umutlarla başlasa da birçok şey pek düşündüğümüz ve dilediğimiz gibi olmadı. Bu yıl için tasarladığımız planlar veya işler istediğimiz gibi gitmedi. Yaklaşık yüz yıl kadar önceki İspanyol Gribinin ardından, tarihin en büyük salgınlarından biriyle karşı karşıya kaldık. Çeşit çeşit temizlik malzemesi, dezenfektan, gıda ürünü ve pek çok şey stoklandı, tedbir amacıyla birçoğumuz evlerimize kapandı. Neler olduğu kadar neler olacağını da kestiremediğimiz için, hiçbirimiz daha önce böyle bir şey deneyimleyemedi. Ne yapmamız gerektiğini bilmediğimiz gibi, günlük rutinlerimiz, işlerimiz, kısacası tüm yaşantımız durma noktasına gelerek, bu durumdan bir hayli etkilendi. Farklı bir pencereden bakmak adına sizleri koronavirüs sebebiyle en çok etkilenenler arasında yer alan ve dezavantajlı gruplardan olan sanata daha yakından bakalım istedik. Bu dönemde sanat alanında üreten ve çalışan isimlere, karantina sürecini nasıl geçirdiklerini sorduk. Zaman’ı dinliyoruz.

Röportör: Nergis Fırtına

Koronavirüs sebebiyle gündelik yaşam baştan sona etkilendi. Bir diğer açıdan hayatın büyükçe bir kısmını kapsayan alanlardan biri olan sanatın akıbeti ise belirsizliğini koruyor. Yaşanan bu pandemi sonrası dans bu durumdan nasıl sağ çıkacak? Siz ne düşünüyorsunuz?

Dans festivalleri, dans okulları ve dans eğitmenleri ekonomik açıdan ciddi sorunlar yaşıyor. Ancak ben de dâhil olmak üzere uluslararası alanda çalışan dans emekçileri online dersler vererek süreci atlatmaya çalışıyor. Benim ana alanım Latin dansları olduğu için kendi alanım konusunda yaşanan gelişmelerden bahsedeceğim. Latin Amerika, ABD ve Avrupa’da bilinen dans eğitmenleri süreci daha az zarar görerek atlatırken, tabii ki küçük çapta ve ulusal çapta çalışan okullar ve eğitmenler daha ciddi sorunlar yaşamakta.

Bir dansçı olarak, böylesi bir küresel kriz anında geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?

Dans festivalleri bu yılki programlarını iptal ettiler ve birçoğu önümüzdeki yıl için program hazırladı. Ama çalışacakları sanatçılar konusunda küçülme planlaması yaptılar. Ben yaklaşık yedi yıldır uluslararası alanda dans festivalleri ve kongrelerinde sürekli seyahat ederek çalışıyor, gittiğim ülkelerde sahne alıyor ve eğitimler veriyordum. Bu süreçte online dersler vermeye başladım. Hem yurt içi hem de yurt dışı için  ayrı ayrı online ders sınıfları açtım. Online dersler ile geçimimi sağlıyor ve bir sorun yaşamıyorum. Sahne performanslarımdan daha çok eğitmenlik konusuna ağırlık verebilme fırsatım oldu ve bu anlamda sürecin gelişimime olumlu katkıları da oldu. Ayrıca bu süreçte bizler gibi işini kaybeden ve dans dersi almak için ödeme yapacak durumu olmayan insanlara destek amaçlı yurt içi ve yurt dışına yönelik canlı yayında ücretsiz online dersler de veriyorum.Bu süreçte yapmak isteyip de seyahat yoğunluğumdan dolayı fırsat bulamadığım birçok şeye de vakit ayırabildim. Bunlardan biri de spor, sanat ve felsefe konularında ilham aldığım düşünürler ve sanatçılar ile söyleşiler yapmaktı. Bu söyleşilerin bana ve izleyenlere de katkısı olduğunu düşünüyorum.

Pandeminin yarattığı ekonomik sıkıntıların yanında, bu süreçte sizi en çok ne zorladı?

Başta ailem ve yakınlarım olmak üzere tüm insanların sağlığı için endişe duydum. Ülkemizdeki ilk vaka açıklanmadan iki gün önce yurt dışından yeni dönmüştüm. Kendimi on beş gün karantinaya aldım ve bu süreçte de ailemin yanında olduğum için çok ciddi endişe duydum. Karantina sürecini sorunsuz atlattık. Bunun dışında kişisel olarak hiçbir sorun yaşamadım. Ancak bu süreci psikolojik açıdan çok ağır geçiren Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinden bazı öğrencilerim oldu. Sürekli onlara destek olmaya çalıştım.

Bu durumun hepimiz için dezavantajlar yarattığı çok açık. Ancak, krizi fırsata çevirenlerimiz de oldu. Evde olduğumuz bu süre zarfında üretim formunuz ne şekilde ve ne gibi bir biçimde gelişti?

Uluslararası dans kongreleri ile sürekli seyahat ediyor ve çok yoğun çalışıyordum. Bu yüzden başta ailem olmak üzere birçok şeye de yeteri kadar vakit ayıramıyordum. Hem ailemle verimli vakit geçirmeye hem de bedenimi ve zihnimi dinlendirmeye çok ihtiyacım vardı. Bu süreç bu açıdan bana iyi geldi. Ve yeni hazırlayacağım dans koreografim için de ilham alma ve düşünme fırsatım oldu.

Üretimlerinizi hayata geçirmek veya ayakta tutabilmek için girişimleriniz neler oldu?

Tüm dünyada olduğu gibi online eğitimler üretimlerimizi ayakta tutabilmek için etkili oldu. Ancak tabii ki bire bir öğrencilerim ile çalışmayı da çok özledim. Online eğitimlerin bire bir çalışma kadar insana dokunduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden en kısa sürede üretimlerimizi daha özgürce hayata geçirebileceğimiz günlerin geleceğini umut ediyorum.

Sosyal medya ve dijital platformlar çok verimli kullanılmaya başlandı. Çok değerli hocalar, online olarak dersler verdi; bazı sanatçılar canlı yayın konserleri düzenledi; bazı sanatçılar atölyelerinden canlı yayınlar yaptı. Sizin böyle bir girişiminiz oldu mu? Eğer oldu ise efektif olarak sizlere ne gibi bir katkı sağlamış olacak?

Ben de bu süreçte sosyal medya ve dijital platformların çok verimli kullanılmaya başlandığını düşünüyorum. Az önce belirttiğim gibi online dersler vererek bu süreçte aktif çalışmaya devam ettim. Sosyal medyayı daha iyi kullanmak anlamında bana katkısı oldu bu sürecin.

İçinde bulunduğumuz süreçten sonra dans alanında sizce ne değişecek? Dans gösterileri veya dans dersleri artık dijital platformlarda farklı bir seçenek olarak yapılabileceğini düşünüyor musunuz?

Online ders seçeneği zaten dijital platformlardan yapılıyordu. Pandemi öncesinde de dünyanın başka bölgelerinden dans severler benden online olarak ders alıyordu. Tabii ki bu süreçte online dans eğitimleri çok daha fazla yaygınlaştı. Performans konusunda da bu tür girişimler başladı. Ancak dans performansı sahne işidir ve seyirci ile temas önemlidir. Online performansın kesinlikle sahne performansının yerini tutabileceğini düşünmüyorum. Ben her sahne performansımda izleyiciden de ilham alır ve onlarla yaşadığım etkileşim sonucu performansıma yeni renkler katarım.

Bir daha böyle bir durumla karşılaşmak istemeyiz elbette. Fakat böyle durumlar için siz dansçıların için artık bir “B Planı” olmalı mı?

Pandemiler dünyada ilk kez yaşanmıyor. Bundan sonra da zaman zaman yaşanabileceğini biliyoruz. Yaşam devam ettiği sürece insanlarda koşullara uygun üretim yöntemleri geliştirmek zorundalar. Yaşadığımız pandeminin bizlere öğrettiği şeylerden biri de sanatın insanlık adına ne kadar önemli bir rol oynadığını fark ettirmesi oldu. Bu süreçten sonra da sanatın ve sanatçının çok daha fazla değer göreceğini umuyorum. Ekolojik dengeyi korumak için çalışmalı, daha az tüketen ve daha çok üreten bir neslin yetişmesi için mücadele vermeliyiz. Ben dans için “dans evrensel barış dilidir” diye düşünüyorum! Bu sürecin bize yaşamı sorgulamayı, doğayla, kendimizle ve birbirimizle barışmayı öğretmesini diliyorum.