Koronavirüs günlükleri” adlı röportaj dizimizin beşinci konuğu müzisyen Ediz Hafızoğlu oldu. Bildiğiniz üzere, 2020 yılına birçoğumuz büyük umutlarla başlasa da birçok şey pek düşündüğümüz ve dilediğimiz gibi olmadı. Bu yıl için tasarladığımız planlar veya işler istediğimiz gibi gitmedi. Yaklaşık yüz yıl kadar önceki İspanyol Gribinin ardından, tarihin en büyük salgınlarından biriyle karşı karşıya kaldık. Çeşit çeşit temizlik malzemesi, dezenfektan, gıda ürünü ve pek çok şey stoklandı, tedbir amacıyla birçoğumuz evlerimize kapandı. Neler olduğu kadar neler olacağını da kestiremediğimiz için, hiçbirimiz daha önce böyle bir şey deneyimleyemedi. Ne yapmamız gerektiğini bilmediğimiz gibi, günlük rutinlerimiz, işlerimiz, kısacası tüm yaşantımız durma noktasına gelerek, bu durumdan bir hayli etkilendi. Farklı bir pencereden bakmak adına sizleri koronavirüs sebebiyle en çok etkilenenler arasında yer alan ve dezavantajlı gruplardan olan sanata daha yakından bakalım istedik. Bu dönemde sanat alanında üreten ve çalışan isimlere, karantina sürecini nasıl geçirdiklerini sorduk. Hafızoğlu’nu dinliyoruz.

Röportör: Nergis Fırtına

Koronavirüs sebebiyle gündelik yaşamı baştan sona etkilendi. Bir diğer açıdan hayatın büyükçe bir kısmını kapsayan alanlardan biri olan sanatın akıbeti ise belirsizliğini koruyor. Yaşanan bu pandemi sonrası sanat/müzik/edebiyat/tiyatro bu durumdan nasıl sağ çıkacak? Siz ne düşünüyorsunuz?

Bu durumlara en alışkın insanlar müzisyenler galiba. Bugüne kadar neredeyse herkes normal hayatına devam ederken bizim konserlerimiz hep iptal oldu, aylarca evde oturduğumuz oldu. O yüzden şu birkaç ay fena idare etmedik. Ama mekan sahipleri, kira ödeyenler, kredi çekmiş olanlar, yeni çocuğu olmuş olanlar ve daha birçoğumuz bundan sonra hayatta kalmak için ciddi bir çaba harcayacağız. Devletin yok saydığı insanlar olarak yine kendi çevremizden, eşimiz dostumuz, akrabalarımızdan destek görerek geçireceğiz mecburen. Performans sanatçıları olarak sahne dışında para kazanmamız imkansız. Çok azımız internet üzerinden farklı alanlarda da işler yaparak durumu idare edebiliyor. O yüzden önümüz çok parlak görünmüyor. Bence fazlaca müzisyeni başka sektördeki işlere kaptıracağız. Bu dönem geçse bile bundan sonra dünyayı küresel olarak ciddi salgınların beklediği çok açık. Ölmez de sağ kalırsak her şeyi baştan kurgulamamız gerekecek.

Bir sanatçı olarak, böylesi bir küresel kriz anında geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?

Sağlayamıyoruz. Kendi adıma konuşayım; Kırk yaşımda kız kardeşimden, anne babamdan para istemek zorunda kaldım. Zaten hayatımızı çok küçülttük, neredeyse hiç para harcamıyoruz ama planladığımız ve başladığımız harcama gerektiren işlerimiz vardı, onlara da yetişemez olduk. Birçok şeyi erteledik ve şu anda sadece yaşayacak kadar harcıyoruz. Allahtan çocuğumuz yok da bir de oraya yetememenin psikolojik ağırlığını yaşamıyoruz.

Pandeminin yarattığı ekonomik sıkıntıların yanında, bu süreçte sizi en çok ne zorladı?

Öncelikle hayatımın hiçbir döneminde, bebekliğim hariç, herhangi bir insanla birlikte bu kadar zaman geçirmedim, kız arkadaşım da geçirmedi. Tek başıma çok vakit geçiren biri olarak yalnız kalamamak beni ciddi şekilde zorladı. Tek başıma çalışıp üretebiliyorken bir anda hepsi durmak zorunda kaldı. Yapacak bir şey yok, sonuçta öncelikle sağlığımızı korumamız gerekiyor, akıl sağlığımız da, sonra bir şeyler üretmeye tekrar döneriz. İkincisi de sahnede arkadaşlarımızla çalamamak, konser günlerini yaşayamamak. Çocukluğumdan beri ilk kez bu kadar uzun bir sahne arası verdik. Arkadaşlarımla vakit geçirememek gerçekten çok zor, umarız en yakın zamanda tekrar bir araya gelebiliriz.

Bu durumun hepimiz için dezavantajlar yarattığı çok açık. Ancak, krizi fırsata çevirenlerimiz de oldu. Evde olduğumuz bu süre zarfında üretim formunuz ne şekilde ve ne gibi bir biçimde gelişti?

En başta bir ay çok fazla yeni müzik yazdım. Her gün enstrüman çalıştım, kitap okudum. Ama sonra her şey bir anda kesildi. Yeni yeni biraz nefes almaya başlayınca tekrar döndüm üretime. Ama genel olarak fena şeyler yapmadım. Bitirmem gereken birkaç albüm var, umarım birkaç ay içinden hepsini toparlarım ve birlikte çalabileceğimiz zaman da onları kaydedebiliriz.

Üretimlerinizi hayata geçirmek veya ayakta tutabilmek için girişimleriniz neler oldu?

Kız arkadaşımla gün içinde yalnız kalabileceğimiz zamanları belirledik, o gündür her şey daha normal yürümeye başladı üretimlerde. Sürekli tekrar eden aynı rutinler beni fazla yordu, onların dışına çıkmak kafamı rahatlattı.

Sosyal medya ve dijital platformlar çok verimli kullanılmaya başlandı. Çok değerli hocalar, online olarak dersler verdi; bazı sanatçılar canlı yayın konserleri düzenledi; bazı sanatçılar atölyelerinden canlı yayınlar yaptı. Sizin böyle bir girişiminiz oldu mu? Eğer oldu ise efektif olarak sizlere ne gibi bir katkı sağlamış olacak?

Benim enstrümanla bir canlı yayın düzenlemek gibi bir girişimim olmadı, ona harcayacağım zaman ve enerjimi yeni bir şeyler üretmeye ayırdım. Muhabbetlere katıldım birkaç kez. Bir de şu sıralar Roland Türkiye davul yarışmasının finalistlerine online workshop yapacağım. Bu teknolojik altyapıyla çok sağlıklı bulmuyorum performansları. Muhabbetler daha kafa açıcı.

İçinde bulunduğumuz süreçten sonra sanat alanında sizce ne değişecek? Oyunlar, konserler veya dinletiler artık dijital platformlarda farklı bir seçenek olarak yapılabileceğini düşünüyor musunuz?

Bu teknolojiyle oraya dönüşeceğini zannetmiyorum. Ama olur da teknolojik bir sıçrama yaşanır, hologram vs gibi yeni şeyler gelirse önümüze belki olabilir. Sanatın kendisinde ne değişir bilmiyorum ama sanatçıların hayatında çok şey değişecek. Artık eski hayatlarımızı unutabiliriz. Yeninin ne olacağını bilmediğimiz için her an her türlü değişime hazırlıklı olmamız gerekiyor. Belki de hayatta kalmak için müzik çoğu insan için hobi olur, başka işlerden para kazanmanın yollarını bulurlar. Şu anda önümüzü görmek çok zor. Her gün yeni bir şey ortaya çıkabiliyor ve biz rotamızı bambaşka yöne çevirebiliyoruz.

Bir daha böyle bir durumla karşılaşmak istemeyiz elbette. Fakat böyle durumlar için siz sanatçılar için artık bir “B Planı” olmalı mı?

Olmalı. Ben başka işler de yapmaya başlamıştım zaten. Geçtiğimiz yıl meraklı olduğum ahşap işlerini daha iyi öğrenmek için marangozhanede çalıştım. Bu sene de muhtemelen yine marangozhane’de çalışmaya gideceğim. Bahçemizde ekip biçmeye başlıyoruz. Kendimize yetecek hale gelmek üzereyiz. Yani konser olmasa da ayakta kalacak şekilde planlar yapıyoruz kız arkadaşımla. Sadece pandemi değil, ülkemiz deprem kuşağında ve neler olabileceği konusunda bilim insanlarımız bizleri yıllardır uyarıyor. Salgın üzeri deprem, gök taşı derken uzaylılar da gelsin de biz de dükkanı kapatalım.