Dünyamızda karbon elementi bol miktarda olduğu için yaşam ortaya çıktı. Karbon atomunun özel bir yapısı vardır. Karbon atomunun en diş elektron halkasında dört elektron bulunuyor. Bu dış halkaya ”valens bandı” denir. Tüm atomların amacı valens bandını doldurmaktır. Her atom bu dış halkanın kabul edebileceği maksimum sayıda elektrona sahip olmak ister. Nedeni de yine Enerjinin Korunumu ilkesidir. Atomun bir özgür iradesi yok. Evrenin temel ilkelerine uygun olarak davranıyor. Valens bandını doldurup maksimum elektrona sahip bir atom doymuş olur. Bunun için de ya diğer atomlardan elektronlar ödünç alır veya diğer atomlara elektronlar ödünç verir.

Kimyasal reaksiyonlar atomların elektron paylaşım olayından başka bir şey değildir. Valens bandını dolduran bir atom dengeye ulaşmıştır ve yeni bağlar kurmak gereği duymaz. Karbon atomunun Valens bandında dört elektron bulunur. Fakat bu dış Valens bandı maksimum sekiz elektron sahibi olabilir. Bunun için de Karbon atomu diğer atomlarla etkileşerek ya dört elektron ödünç alır veya dört elektron ödünç verir. Bu esnek yapı karbon atomuna değişik bağlar kurmak olasılığı sağladığından, karbon temelli pek çok molekül oluşabilir. Hidrojen atomunun tek bir elektronu vardır ama Valens bandı iki elektron kabul edebilir. Bunu sağlamak için bir başka hidrojen atomuyla bağ kurar. Böylece ikisi de doymuş durumda olurlar.

Karbon atomu Valens bandını doldurmak istediği içindir ki dünyada yaşam belirdi. Yaşam bir tesadüf eseri ortaya çıkmamıştır. Yaşamın dünyamızda belirmesi bir zorunluluktu. Evrim de bir zorunluluktur. Eğer karbon elementi dünyamızın ilk dönemlerinde bol miktarda bulunmasaydı yaşam oluşmayacak, canlı türler belirmeyecekti. Günümüzden üç yüz altmış milyon önce dünyamızı bol miktarda karbon temelli büyük bitkiler kaplıyordu. Bu döneme karbonifer dönem denir.

Karbonifer dönemde çok iri bitkiler oluştu. Karbon temelli iri yapraklı bitkiler havadaki karbondioksiti emip oksijen saldılar. Atmosferde karbondioksit yok olup oksijen çok artınca atmosfer yanıcı olmaya başladı ve kritik bir patlamayla kıtalar altüst oldu. Bu olay yaklaşık üç yüz milyon yıl önce oldu ve karbonifer dönem altmış milyon yıl sürdü. Karbonifer dönemin sonunda, yaklaşık üç yüz milyon yıl önce dünyadaki kıtalar hareketlendi ve kaynaştı. Yeni dağlar ve büyük adalar belirdi. Kıtalar altüst olunca büyük yapraklı karbon temelli bitkiler yer altında kaldı ve onlar zamanla kömüre dönüştü. Kuzey yarı kürede bol miktarda kömür yataklarının bulunuşu bu nedenden dolayıdır.

Dünyamızdaki bu büyük değişim atmosferin kritik bir değere ulaşmasıdır. Kaos ile kozmos döngüsü gereği, dünya atmosferinde Karbondioksit azaldığında oksijen tüketen küçük canlı varlıklar oluşmaya başladı. Fakat döngü durmuyordu. Enerjinin Korunumu ilkesi gereği küçük canlılar gittikçe büyümeye ve irileşmeye başladılar. İşte bu irileşmenin sonucunda Dinozorlar ortaya çıktı. Bilinen en iri dinozora Arjantin’de bulunmuş olan yüz ton ağırlığındaki Argentinosaurus adı verilmiştir. Argentinosaurus bir ot oburdu ve büyük bitkilerin iri yapraklarını yiyebilmek için yirmi metre boyunda bir boynu vardı. Bu dönemde güçlü ve iri et obur dinozorlar da türedi. Örneğin Tyrannosaurus Rex sekiz ton ağırlığında idi ve sadece başı 1,5 metre boyundaydı.

Kozmos ile kaos döngüsü gereği dinozorlar da yok oldular. Yaklaşık altmış altı milyon yıl önce gene büyük bir değişim sonucu dünyadaki dinozorların nesli tükendi. Bir görüşe göre altmış altı milyon yıl önce dünyamıza büyük bir meteor çarptı ve atmosfere dağılan toz ile kül göğü kararttı. Güneş ışığı alamayan iri bitkiler öldü ve ardında tüm canlılar büyük çapta yok olunca Karbon temelli küçük canlı varlıklar yeryüzünü kapladı. Böylece kaos ile kozmos gereği dünyada önce balıklar ve ardından sürüngenlerle memeliler oluştu.