Yaşamın pamuk ipliğine bağlı olduğunu gördüğümüz bu günlerde yaşamın ne olduğunu düşünmekte yarar olduğu görüşündeyim. Evrende her var olanın ilk ve tek amacı var olmaya devam etmek isteğidir. “İstek” sözünü “yok olmaya direnmek” şeklinde kullanıyorum. Fakat evrende hiçbir şey varken yok olmaz ve yoktan var olmaz; sadece dönüşür. Dönüşen nesne veya madde değil, enerjidir. Demek ki evrende canlı-cansız ayırımı yapmadan her var olan bir yerel enerji yoğunluğudur ve bu yoğunluk bir süre değişime dirense de, belli bir süre sonra değişim üstün gelir. Peki, ama bu değişim nasıl oluşuyor?

Evrende iki temel kuvvet bulunur. Her ne kadar fizik bilimi dört temel kuvvetten söz etse de onlardan daha temel olan iki kuvvet var. Bu iki kuvvete çekici ve itici kuvvet adını verebiliriz. Çekici kuvvetin nedeni enerjinin korunumu ilkesi ve itici kuvvetin nedeni entropinin artması ilkesidir.

Enerjinin korunumu ilkesine göre enerji yok olmaz, sadece dönüşür. Birçok enerji türleri biliyoruz. Bunlar ise güneş enerjisi, su enerjisi, nükleer enerji, bio-enerji vesaire. Fakat enerji nedir? sorusuna tam olarak yanıt veremiyoruz. Fizik bilimi enerjiyi “iş yapma kapasitesi” olarak tanımlar. İş ise kuvvet x yol olarak tanımlanır. Demek ki enerji korunumu ilkesinden türeyen tek bir kuvvet var. Değişik enerji türlerini tanımlamak için bu temel tek kuvvete değişik isimler veriyoruz.

Fizik bilimi yerçekimi kuvvetinden, elektromanyetik kuvvetten, zayıf etkileşme kuvvetinden ve kuvvetli etkileşme kuvvetlerinden söz eder. Fakat aslında hepsinden daha temel olan tek bir çekici kuvvet var. Bu temel kuvvet her var olanın varlığını sürdürmesini sağlayan kuvvettir. Örneğin atalet kuvveti, nesnelerin bir net dış kuvvete karşı gösterdikleri dirençtir. Güneş sisteminin dağılmadan var olmasını devam ettirmesi nesnelerin birbirlerini çekme kuvvetidir. İnsanların da bir arada yaşamalarını sağlayan kuvveti “birlikten kuvvet doğar” sözüyle tanımlıyoruz.

Etki-tepki yasasına göre bu çekici kuvvete karşı, itici bir kuvvetin de olması gerekir. İtici kuvvetin oluşmasını sağlayan “entropinin artması” ilkesidir. Entropiyi kısaca “karmaşanın ölçütü” olarak tanımlayabiliriz. Birçok parçacıktan oluşmuş bir sistem ne kadar karmaşıksa, sistemin entropisi o kadar fazladır. Kapalı bir sistemde denge durumu oluşana kadar entropi artar, denge durumu oluştuğunda entropi sabit kalır. Bu durumu şöyle açıklamak mümkündür.

Evrende itici ve çekici iki temel kuvvet nesneler üzerinde birlikte etkide bulunurlar. Denge durumunda itici ve çekici kuvvet karşılıklı olarak eşit miktarda etkin olduklarından nesne var olduğu durumu sürdürür. Çekici kuvvet üstün geldiğinde, birleşme, toparlanma, yoğunlaşma oluşur. İtici kuvvet üstün geldiğinde dağılma, yayılma ve çoğalma oluşur. Yaşam-ölüm döngüsü bu iki kuvvetin etkinliğidir. Her var olan belli bir süre varlığını sürdürür ve belli bir süre sonra varlığı sona erer. Fakat gerçekte yok oluş yoktur. Sadece şekil değiştirme vardır.

Canlı varlıklar varlıklarını sürdürmek için yok olmadan önce çoğalırlar. Yumurtlamak, yavrulamak, tohum salmak, doğurmak olguları hem entropinin artıştı yasasının gereğidir; hem de Enerjinin korunumu yasası gereğidir. Çünkü çoğalmayı sağlayan bir itici kuvvet ve var olmayı sürdürmeyi sağlayan bir çekici kuvvet vardır. Günümüzde virüslerin artışı temel bir itici kuvvetten ve insanların evlerine kapanışı temel bir çekici kuvvetten türemektedir.