Kültür, egemen sınıfların egemenlikleri etrafına ördükleri kozadır. Olağanüstü karmaşık, öğrenmesi son derece zor davranış kodlarından oluşur. O kültür içinde yetişmeyenler, yani egemenlerin evlatları ve küçük yaşta koruma altına aldıkları haricindekiler o kodları kolay kolay öğrenemez ve taklit edemez.

Kültür, yani görgü. Mesela Bourgogne şarabı ne zaman içilir? Gri takım elbise altına hangi renk çorap giyilir? Büyükelçiye ve konta hangi unvanla hitap edilir? Hangi filozofları duymuş olmak, hangilerini duymamış olmak gerekir? Neden Beethoven 7 Beethoven 4’e tercih edilmelidir? Neden falana haiz değil filanı haiz demek gerekir? Neden virgülden önce boşluk bırakılmaz vesaire.

Kültürün temel işlevi kültürsüzleri egemenlik kalelerinin dışında tutmaktır. Kültürsüz olanı en ufak davranış nüansından derhal tanır ve kapıyı tutarsın: Hop kardeşim, damsız girilmez! Pöh, ayak takımı! Kültür iyi bir şeydir. Öbür türlü manasız bir kör döğüşünden ibaret olan insan hayatına bir anlam veya anlamımsı katar. Evlatlarına bırakacak değerli bir şeyin olduğuna kendini inandırıp avunursun. Yalancı dünya. Kültür yoksa neye yaşayasın?

Zaman zaman toplumlar altüst olur. Dışlanmış olanlar bir gedik bulup içeri sızarlar. Eski seçkinlere omuz atıp ikbal ve iktidar mevkilerini ele geçirirler, yağmadan pay alırlar, zenginleşirler. Marksistlerin sözlüğünde “devrim” denilen olaydır. Yeni zenginler her toplumda ve her çağda görgüsüzdür. Tanım icabı öyledir. Kültür demek eski zengin demek, yahut eski zenginin sofrasında adap görmüş kişi. Kapıdan zorla girip sofraya oturanın önünde iki seçenek vardır. Bir, eski seçkinlerin kültürünü taklit etmek. Yokuş yukarı bir mücadeledir. Çocukluktan o kültür içinde yetişmemişse, ne kadar uğraşırsa uğraşsın kıvamı tutturamaz, falso verir. Eskilerin istihzasından kurtulamaz. Şekerim, çok banal!

İkinci seçenek, eski kültürü topyekun reddetmektir. Yeterince güçlenmişse ve yoldaşlarının egemenliğinden eminse bu yolu seçecektir: Burgonya şarabı mı, lanet olsun gavur icadına! Kalenin eski sakinleri mırıldanırlar: Vandalizm! Barbarlık! Varsın mırıldansınlar, gerekirse kan dökülür. Tarihte uzun vadede hep barbarlar kazanmıştır. Kazanır da ne olur? İki kuşak sürmez, egemenlikleri etrafına bir kültür kozası örmeye başlarlar. Dışarıda kalanları hor görmeye alışırlar. “Ay şekerim, ne kadar zarifiz” diyerek kendi kendilerini alkışlamayı öğrenirler. Kendilerince değerli ve sofistike kültür ürünleri üretmeyi başarırlar.