15’nci yüzyılın İtalyan hümanist düşünürlerinden Marsilio Ficino’nun Platon ve Plotinus’un yapıtlarıyla ilişki tüm yorumları, 1482 tarihli “Platon İlâhiyatı” adlı yapıtıyla Hermetik metinlerden yapmış olduğu çeviriler, Neoplatonizm veya Yeni Eflatunculuk akımının yeniden canlanmasını sağladı. Bu durumda da Eski Mısır inançlarına ilgiyi bir kez daha ateşlemiş oldu. Marsilio Ficino, Mısırlı, Platoncu, Hıristiyan tavırları arasında bulduğu tarihsel ve maneviyat bazlı ilişkilere dair görüşlerini sunarken, üst düzeyde din ile felsefenin aslında aynı şey olduğunu savunuyordu. Hatta Platon ve İbrani geleneklerinin aynı yüce amaca doğru yol aldıklarını ileri sürdü de diyebiliriz. Bu bağlamda Marsilio Ficino’nun hipotezi ise şöyle ifade edilebilir: “Tanrı, hakikat ve aşk olarak bilinmeli, öyle gösterilmelidir.”

Ezoterizm de birçok kaynakta “asıl olarak belirli kişilerin içselliği ile sınırlandırılmış felsefi öğretiler olup; herkes tarafından bilinen dışa dönük anlam ve iletiler değil, tam tersine belirli kişilerin aşamalardan geçerek bilmeye hak kazandıklarıdır” diye geçer. Fakat bir diğer anlamı ise içsel, tinsel farkındalığa sebep olan, mistisizm ile eşanlamlı kabul edilen önemli ve kesin bilgilerdir denebilir. Nitekim; ezoterizm geniş, farklı öğreti ve pratik yelpazesine sahip olan bir akımdır. Gizliden gizliye geçmişteki birçok olguda kendini gösterir.

Sözcük anlamı ile ezoterik, sıfatının kullanımı Antik Çağ’a kadar uzanıyor. Tabii bu kavrama ilk olarak M.S. 2’nci yüzyılda Samosata von Lukian tarafından yazılan Aristoteles felsefesinin ezoterik ve egzoterik olarak ele alındığı hicivsel eserlerde rastlanıldığını da biliyoruz. Alexandria von Clemens de bu bağlamda ilk olarak gizli tutma kavramını kullanarak, çok benzer bir anlayış ile Romalı Hippolyt, Pisagor öğrencilerinin arasında egzoterik ile ezoterik olanları birbirinden ayırarak ezoterik olanların daha dar bir çemberde, seçici bir kurul içinde olduğunu ve belirli öğretileri ayrıcalıklı olarak dinlediklerini belirttiğini de bilinir. Yine Antik Çağ’da kullanılan bir başka anlamı da Platon felsefesini ve mistiğini anlamaya yönelik olan içsel bilgidir. Ezoterik kavramı, benzer ya da farklı anlamlarla ilerleyen zamanlarda da yazarlar tarafından kullanılmaya devam edilmekte ısrarcı görünüyor. Tıpkı bugün benim de yaptığım gibi.

Günümüzde dahi ezoterizm halen farklı olarak algılanıyor. Farklı şekillerde lanse edilmesi dolayısıyla bilinmeyen daima sır olarak kalmamalıdır da demek zorundayız. Herkesin öğrenebileceği, öğrenme gereği duyacağı içrek bilgiler olarak algılanması gereken bu kavramın başka bir genel karşılığı ise; asıl olan, kendine özgü kesin bilgiler ve bu bilgilere ulaşmayı sağlayan farklı yollardır. Ezoterizm ve ezoterik kavramlarının bilimde iki farklı temel kullanımı var. Bu kavramı din bilimi alışılagelmiş tipolojide tanımlar ve belli yollarla dinsel formda karakterize eder. Genellikle, ezoterizm kavramı ile bağlantılı olan içrek bilgi kavramı din biliminde yer alır. Bununla yakın bağlantılı olarak Henry Corbin ve Carl Gustav Jung tarafından temsil edilen bir geleneğe göre ise ezoterik, dinin daha derini içrek sırlarına işaret etmektedir. Bu nedenle de aynı dinin örneğin sosyal kurumları veya resmi dogmaları gibi egzoterik boyutlarından ayrışma görülür. Ki bu ayrışmaların olması da çok olağan bir durum.

Her iki yaklaşım da her dönemin ve bölgenin çeşitli dinlerinde uygulanabilir. Bu akım veya yönelimlerden ayrı tutulması gereken bir durum ise, özellikle batı kültüründe, belli benzerlikler gösteren ve tarihsel anlamda birbiriyle bağlı belli başlı akımları ezoterik olarak özetlemeye yarayan toplumbilimsel yönelimlerde söz konusu olmaktadır. Bu bağlamda son zamanlarda ortaya çıkan batı ezoterizminden de bahsedilebiliyor. Tarihte ise çağlara göre de ayrıldığını görebiliriz. Bazı yazarlar; Yeni Çağ, Orta Çağ ve eski Antik Yunan Çağ’ı olarak ezoterizm felsefesini gruplandırmışlardır. Bu gruplandırılan tanım ve kullanım alanları tamamen aynı olmasa da özde birbiriyle bağlantılı olduğu görülür.

Yeni Çağ’daki bir örneğini rönesans içindeki hermetizm, başka bir deyişle kapalılık akımında görmekteyiz. Bir başka tanım ile müphem felsefe diye bilinen bu yönelimde çok geniş anlamıyla Neo-Platoncu bir bağlam söz konusu olmaktadır. Bu konularda yeterli olmadığımı bilmemden ötürü teorik bilgilere hakimim. Fakat bu olgular içerisinde ise simyacılık, Paracelsusculuk, Gül Haçı tarikatçılığı, Hristiyan Kabala ve teosofi geleneği, Işık tarikatçılığı ve 19’ncu ile 20’nci New-Age hareketine kadar sayısız müphemci akım var olduğunu da biliyoruz. Antik Çağ’dan günümüze kadar gerçekliğini koruyabilmiş olması da bu ezoterik öğretilere günümüzde dahi ilgi duyulmasını sağlıyor.