Çevremizde katı nesneler görüyor ve dokunuyoruz. Bu algı bizde her şeyin parçacık veya katı nesne olduğu varsayımını yarattı. Oysaki Kuantum kuramı her nesnenin hem dalga hem de parçacık özelliği gösterebileceğini deneylerle kanıtladı. Örneğin çift yarık deneyinde tek tek yollanan elektronların girişim yaptıkları gösterildi. Bir parçacık olan elektron nasıl oluyor da dalga gibi girişim yapıyordu? Bu konu halen tam olarak anlaşılmış değildir ve tartışılmaya devam ediliyor. Aslında evrende parçacık yok, sadece dalgalar var. Bunlara enerji dalgaları diyebiliriz. Enerji dalgaları yoğunlaşıp bir noktada toplandıklarında, ki bu tür dalgalara “duran dalga” diyoruz, parçacık olarak görüntü sunarlar.

Beynimiz dalgaları parçacık olarak algılar. Zira varlığımızı sürdürebilmemiz için elle tutulan, gözle görülen nesnelere gerek var. Öyle olmasa beslenmemiz ve yaşamaya devam etmemiz çok güç olur. Bitkiler hem güneş enerjisiyle hem de topraktan aldıkları mineraller ve suyla beslenirler. Onlar evrenin temel enerji kaynaklarıyla yaşamlarını sürdürebilen canlılardır. Fakat insanların böyle bir yetenekleri yoktur. Gerçi sırf güneş ışığı ve suyla yaşayan insanların var olduğunu duyduk ama bu kişileri çevremizde görmüyoruz.

Her var olanın bir enerji yoğunluğu olduğunu, altta dün sunduğum titreşen plakadaki şekiller kanıtlıyor. Metal plakanın üzerine ince kum tanecikleri serpiliyor ve plaka belli bir frekansta titreştiriliyor. Titreşim frekansını Hz olarak solda görüyoruz. Hz birimi bir dalganın saniyedeki titreşim frekansı veya sayısıdır. Titreşim sayısı arttıkça kum tanecikleri farklı şekiller alıyor. Fakat dikkat ederseniz, kum taneciklerin aldığı şekiller simetrik. Yani metal plaka üzerinde duran dalgalardan simetrik şekiller oluşuyor. Plaka sınırlı bir yüzey olduğundan titreşimlerden oluşan şekiller sonlu ve simetrik oluyorlar. Aynı olayın üç boyutta olduğunu düşünün. Titreşen dalgalar bir noktada yoğunlaşıp toplandıklarında bize parçacık gibi görünüyorlar. Veya daha doğru bir ifadeyle biz öyle görüyoruz. Çünkü evrende sadece titreşen dalgalar var. Evren de titreşiyor. Kuantum kuramına göre evrende bir arka zemin enerjisi var ve bu enerji sürekli titreşiyor.

Bu titreşimlere kuantum flüktüasyonları deniyor. Sicim kuramına göre bu titreşen enerji alanından önce sicim denen titreşen sonlu dalgalar oluşuyor ve ardından bu dalgaların bir araya gelmeleriyle parçacıklar beliriyor. Fakat ben farklı bir görüşe sahibim. Benim anlayışıma göre parçacıklar hiç oluşmuyor. Enerji alanından yayılan dalgalar bize ulaştığında beynimiz bu dalgaları çökertiyor. Yani dalgalardan nesneleri üretiyor. Gerçekte evrende var olan sadece enerji dalgalarıdır. Parçacık kavramı klasik fizikten kalma bir varsayım olup, beynimizin ürünüdür. Bu gereksinim, dalganın parçacığa indirgenmesi, varlığımızı sürdürebilmemiz için şart.

Doğduktan birkaç ay sonra beynimiz dalgalardan parçacık üretmeye başlıyor. İlk birkaç ay boyunca sadece enerji dalgaları görüyoruz. Fakat bu dönemi hatırlamıyoruz. Ancak sanrılandırıcı bir ilaç veya benzeri bir madde aldığımızda beynimizin parçacık üretme etkinliğini durdurduğundan yeniden dalgaları görebiliyoruz. Bu tür deneyimleri yaşamış olanlar, nesnelerin dalgalandıklarını ve katı şekillerini kaybettiklerini aktarmışlardır.