Her nesnenin hem dalga hem de parçacık özelliği gösterdiği deneysel olarak da kanıtlanmıştır. Nesne olarak tanımladığımız tüm varlıklar birer yerel enerji paketleridir. Enerji ise dalgalarla yayılır. Dış dünyadan yayılan enerji dalgaları beyne ulaştığında beyin gelen etkiye bir tepki gösterir. Beynin yorumladığı bu enerji dalgalarına biz “gerçek” diyoruz. Genelde gerçek: “İnsan bilincinden bağımsız, somut ve nesnel olan her şey” şeklinde tanımlanır. Oysaki insan bilincinden bağımsız hiçbir şey yoktur. Dışımızda sadece enerji dalgaları vardır. Bu dalgaların beyindeki yorumları bizim gerçekliğimizi oluşturur. Işığı görmek, sesi duymak, tat veya koku almak, hatta dokunmak dıştan gelen enerji dalgalarını yorumlamaktan ibarettir.

Örneğin sıcak veya soğuk duygusu beynin aynı tepkiyi göstermesini sağlar. Çünkü beynimizin tek bir görevi vardır, o da bedeni korumaktır. Beden ancak belli bir sıcaklık aralığında varlığını sürdürebilir. Bu sıcaklık aralığının dışında beyin alarma geçer. Sıcak bir nesneye elimizi dokundurduğumuzda nesneden gelen yüksek titreşimli dalgalarla elimizin daha düşük titreşimli dalgaları girişim yaparlar. Değme noktasında girişim yapan iki farklı dalgadan tek bir ortak dalga oluşur. İki farklı nesnenin tek bir nesne gibi davranmasına fizik bilimi “dolanıklık” adını vermiştir.

Bedenimizin normal titreşim frekansından çok daha yüksek veya çok daha düşük bir dalgasal etki beynimize ulaştığında, beyin bedeni korumak için duyu organlarına ani bir emir gönderir. Bu ani tepkiye biz refleks diyoruz. Refleks bir dolanıklık olayıdır. Parmağımızı buza dokundurduğumuzda parmağımızın buza yapışması da bir dolanıklık olayıdır. Değme noktasında oluşan ortak dalga bedenimizin normal titreşim dalgasından farklı ise beyin aynı tepkiyi verir. Çok sıcak veya çok soğuk bir nesne cildimize değdiğinde yanma duygusunun oluşması bundandır.

Parmağımızı buza değdirdiğimizde cildimizin atomlarının oluşturduğu dalga ile buz atomlarının oluşturduğu dalga dolanık duruma geçerler. Dolanık dalga da iki nesneyi birbirine bağladığından parmağımız buza yapışır. Dolanıklığa bir diğer örnek, çay içerken tabak ıslaksa bardağı kaldırdığımızda çay tabağının da bardakla birlikte kalkması olayıdır. Bardakla tabağı yapıştıran kuvvete “Adezyon” kuvveti diyoruz. Oysaki gerçekte, bardakla tabağın arasındaki su tabakası bardakla tabağı dolanık duruma geçirmiş ve tek bir nesneye dönüştürmüştür. Demek ki, adezyon kuvvetini oluşturan dalgasal dolanıklıktır.

Var olan her nesne yerel bir enerji yoğunluğu olduğundan ve enerji bir titreşimle yayıldığından, her nesnenin doğal bir titreşim frekansı vardır. Doğadaki canlı türlerinin de ortak bir enerjiye sahip olduklarını ve bu ortak enerji sayesinde ortak davranışlar sergilediklerini söyleyebiliriz. Türlerin bu ortak davranış şekline içgüdü diyoruz. Canlı türler içgüdüleri sayesinde doğaya uyum sağlarlar ve varlıklarını sürdürürler.

İçgüdü dediğimiz bu ortak davranış şekli aslında bir dolanıklık durumudur. Her canlı türünün ortak bir enerji dalgasıyla dolanık durumda olduğunu İngiliz biyologu Rupert Sheldrake iddia etmektedir. Sheldrake, türlerin evrimine farklı bir yorum getirmiş ve “Morfik rezonans dalgası” kavramını ileri sürmüştür. Morfik sözü morfoloji sözünden türer ve organizmaların bedensel şekilleriyle ilgilidir. Rezonans ise, düzenli bir dış etki sonucu sistemin kendi özel frekansında titreşmesi durumuna denir.

Rezonans frekansında titreşen her nesnede ani bir değişim oluşur. Örneğin, düzgün adımlarla yürüyen bir asker grubu bir köprüden geçerken belirli bir dalgasal etki yaratır. Eğer bu dış dalganın frekansı köprünün doğal titreşim frekansında olursa, köprüde aşırı sallantılar belirir ve köprü yıkılır. Bu ani değişimin nedeni, nesnenin doğal titreşim dalgasıyla nesneyi titreştiren dalganın dolanık duruma geçmesidir.

Benzer şekilde türlerin doğal morfik rezonans frekansı bir dış etkinin yarattığı dalgayla girişime girebilir. Bu durumda türün doğal morfolojik beden yapısı kısa zamanda değişir. Türün doğal ortak dalgası dış dalgaya uyum sağlayabilirse tür farklılaşarak yaşamaya devam eder. Bu duruma türün evrimleşmesi diyoruz. Uyum sağlayamazsa tür yok olur. “Uyum” diye tanımladığımız şey ise bir dolanıklık olayından başka bir şey değildir. Rupert Sheldrake’in evrimi bir dolanıklık olayı olarak tanımlayışına ben de katılıyorum.