Üç boyutlu bir uzay içinde yaşıyoruz. Einstein, özel ve genel görelilik kuramlarında üç boyutlu uzay ve tek boyutlu zamandan oluşmuş dört boyutlu bir yapı içinde yaşadığımızı ileri sürmüştür. Dört boyutlu yapı bizim güncel yaşam deneyimlerimizle algılayamadığımız, ancak matematik yardımıyla tanımlayabileceğimiz bir yapıdır. Sıfır boyutlu veya boyutsuz bir varlığı nokta ile tanımlarız. Nokta ile çizgi arasında önemli bir fark, çizgide tek boyutlu hareket varken noktada hareketin olmamasıdır.

Elimizde birkaç nokta olsa yan yana ve peş peşe koyarak tek boyutlu bir çizgi oluşturabiliriz. Fakat belli bir uzunluğu olan bir çizgi parçası içine sonsuz sayıda nokta sığabilir. Nedeni de noktanın boyutsuz oluşu, yer kaplamayışıdır. Bir beyaz kâğıt üzerine kalemle oluşturduğumuz noktanın yaygınlığı vardır. Bu gerçeği noktayı mikroskop altına koyup incelediğimizde görebiliriz. Demek ki nokta kavramı fiziksel olmayan matematiksel ideal bir kavramdır. Bu durumu sayılarla ifade etmek istersek, noktanın karşılığı irrasyonel sayılar ve çizginin karşılığı rasyonel sayılar olur.

İrrasyonel sayılarda tam sayıdan sonra virgülle ayrılan basamaklı sayılar kendilerini tekrarlamadan sonsuza kadar sürüp giderler. Örneğin pi sayısı π =3,141592653589…şeklinde sonsuz basamaklı irrasyonel bir sayıdır. Pi sayısı sonsuz basamaklı olsa da daima 3,2’den küçük kalacağı için sonlu bir sayı kabul edilir. Fizik yasalarında karşımıza sürekli olarak çıkmasının nedeni de budur. Zira fizik yasaları gerçeği ideal olarak değil, yaklaşık ve sonlu değerlerle tanımlarlar. Aynı durum zaman için de geçerlidir. Zamanı bir sürekli çizgi olarak tanımlarsak, an bir nokta olur. Belli bir zaman aralığı içine de sonsuz sayıda an sığar. Fakat duyularımız anları algılayamadığından, zamanı sürekli ve tek boyutlu bir değişken olarak algılar. Boyutsuz olan anlar peş peşe belirseler de her an bağımsız bir birimdir.

Pratikte zaman sürekli bir değişken olarak kabul edilmiş olsa da gerçekte süreksiz anlardan oluşmuştur. Bu süreksizliği Kuantum kuramı ileri sürmüş ve bu kuramın teknolojiye uygulanmasından dijital devrim ortaya çıkmıştır. Dijital sözü ‘sayısal’ demektir, zira dijit Latince parmak demek olan ‘dijitus’ sözünden türemiştir. Sayı saymak da parmak saymakla başlamıştır. Dijital devrim, gündelik yaşantımızı temelden değiştirmiştir. Kullandığımız pek çok araçta süreksiz sıçramalar içeren ve adım adım ilerleyen yazılımlar bulunur. Bilgisayarlar, cep telefonları ve tabletler dijital teknoloji ile çalışan aletlerdir. Dijital teknoloji toplumsal değerlerimizi yeniden inşa ediyor. Bizleri etkiliyor ve düşünce şeklimizin de değişmesine neden oluyor. Gündelik yaşantımızın her alanını etkisi altına almış olan dijital devrimin dört aşamasını şöyle tanımlayabiliriz:

Birinci aşama sabit internet aşamasıdır. Halen bu dönemi yaşıyoruz, zira internete bağlanabilmek için sabit bir modeme gerek vardır ve her modemin farklı bir şifresi vardır. İkinci aşama yaygın internet aşamasıdır. Bu dönem bazı ülkelerde başlamış durumdadır. Şifre gerektirmeyen ve geniş bir bölge içinde geçerli olan internet bağlantısı dönemidir. 5G teknolojisi ile bu aşama yaygın uygulama alanları bulacaktır. Üçüncü aşama internetle bağlanan nesneler aşamasıdır. Bu dönemde insanların aracılığı olmadan nesneler kendi aralarında bilgi paylaşımında bulunabileceklerdir. Yoldaki kameralarla elde edilen görüntüler bir merkezi bilgisayarda değerlendirilerek önemli ile önemsiz görüntülerin makine tarafından ayrılmasına, nesnelerin interneti diyebiliriz. Bu üçüncü aşamada öğrenebilen makineler artacak akıllı robotlara adım atılacaktır.

Dördüncü aşamada insan gibi davranıp karar verebilen, yapay zekâ ile çalışan robotlar yaygınlaşacaktır. Bu aşamada robotlar yeni ve daha gelişmiş robotlar üretecekler ve kendi yapay zekâlarını geliştireceklerdir.