Cansızlar da canlılar gibi varlıklarını sürdürmek isterler. Bu istekleri bilinçli olmasa da doğanın en temel yasası olan “Enerjinin Korunumu” yasası gereğidir. Klasik fiziğin kurucusu olan Newton kitabında üç yasa ileri sürmüş ve birinci yasayı şöyle ifade etmiştir: Net bir dış kuvvet etki etmediği sürece, her nesne ya durur veya sabit hızla hareket eder. Demek ki durmak ile sabit hızla hareket etmek arasında hiçbir fark yok. Her nesne enerjisini korumak istediğinden, net dış bir kuvvet etki etmedikçe ya duracak veya sabit hızla hareket edecektir. Fakat durmak ile sabit hızla hareket etmek aynı şey olduğundan birinci yasa şöyle ifade edilebilir: Net bir dış kuvvet etki etmediği sürece, her nesne hem durur hem sabit hızla hareket eder.

Çevremizde gördüğümüz nesneler yerlerinde kımıldamadan kalıyorlarsa nedeni enerjilerini korumak istedikleri içindir. Fakat enerjilerini sabit hızla hareket ederek de koruyabilirler. Artık biliyoruz ki tüm gök cisimleri sabit hızla hareket etmektedirler. Dünyamız kendi ekseni etrafında saniyede dört yüz altmış yedi metre sabit hızla dönüyor. Güneşin etrafında ise, dünyamız bir eliptik yörünge boyuna saniyede otuz kilometre hızla hareket ediyor. Güneş sistemi de sabit değil. O da saniyede iki yüz altmış kilometre sabit hızla Samanyolu gökadası etrafında dönüyor. Samanyolu gökadası da saniyede altı yüz kilometre hızla kendi etrafında dönüyor.

Tüm bu dönen gökteki yapıların sabit bir hızla hareket etmelerinin nedeni enerjilerini korumak içindir. Fakat enerji korunsa da küçük etkiler zamanla karmaşa yaratacaklarından, her düzenli yapı zamanla karmaşaya dönüşür. Bu düzen ve karmaşa döngüsünde enerji yok olmaz ama şekil değiştirir. Yıldızların da bu tür bir yaşam döngüleri vardır. Küreye dönüşmeleri de entropinin artışı yasası gereğidir. Zira belirli sayıda molekülün oluşturabileceği en geniş yüzey ve dolayısıyla maksimum hacim, bir küredir. Dünkü yazımda da belirttiğim gibi, kapalı bir sistemde denge durumu oluşana kadar entropi artar, denge oluştuğunda entropi sabit kalır. Ön yıldızlar da küreye dönüştüklerinde şekilleri sabit kalır. Fakat yıldızların iç dinamikleri vardır ve içte çekirdek oluşurken dış bölge genişlemek zorundadır. Bunun da nedeni gene enerji korunumu yasasıdır.

Genişleyen yıldız kritik bir noktaya ulaştığında patlar. Patlayan yıldıza “süpernova” adı verilmiştir. Patlamanın ardında ya bir kara delik veya bir beyaz cüce kalır. Fakat döngü bitmemiştir. Evrene yayılan yıldız artıkları yeni bir ön yıldız oluştururlar. Bu döngüsel harekete kanımca evrenin kendisi de uymaktadır. Evren de bir döngü içinde önce genişler ve kritik noktaya ulaştığında kendi üzerine dönerek büzülür. Bu duruma gökbilimciler “big crunch” demişlerdir. Gerçi bu büyük büzülme olayının olup olmayacağı halen tartışma konusudur ama evrende her var olan bir döngü içinde ise evrenin de bir döngü içinde olması gerektiği görüşündeyim.

Bu döngüyü sağlayan da daha önceki patlamalarda oluşmuş dev bir kara deliktir. Enerji korunumu yasası gereği kara delik çekici bir kuvvet oluştursa da entropinin artışı yasası gereği olarak itici bir kuvvet de oluşması kaçınılmazdır. Evrendeki tüm gökadalarını çeken bir bölge olduğu gibi itici bir bölgenin bulunduğu saptanmıştır. Çekici bölgeye “great attractor”, itici bölgeye “dipole repeller” adı verilmiştir. Bu iki merkezin varlığı evren modeline destek vermektedirler.